Daha önce hakkında düşüncelerimi paylaşmış olduğum kitapların Podcast yayını videoları: Bir Gençlik Masalı, Fangirl, Lola ve Komşu Çocuk, Ölümsüz Ece, Matilda, Marslı, Dönüşüm...

5 Şubat 2016 Cuma

Uçabilen Kız




Uçabilen Kız – Victoria Forester
Çevirmen: Süeda Çavuşoğlu
Pegasus Yayınları, İstanbul, 2010
Sayfa Sayısı:304

Piper McCloud’un yaşadığı olayları anlatıyor “Uçabilen Kız”. Piper, herkes gibi normal biri ancak tek bir farklı özelliği var. Uçabiliyor. Ancak bunu saklamak zorunda. Annesi Betty ve babası Joe, her şeyin, herkesin normal olduğu ölçüde iyi olduğunu düşünüyor. Ve Piper’ın uçabildiğini öğrendiklerinde bunu engellemek için Piper’a uçmayı ve bundan bahsetmeyi yasaklıyorlar. Çünkü küçük bir kasabada çiftçilikle geçinen bir aile olduklarından dedikoduların ortasında kalmak istemiyorlar. Zaten, tüm insanlar yürüyüp koşarken uçmak gibi haddi aşacak şekilde davranan bir çocuklarının olması son derece zor.

Piper için ise uçmak dünyanın en güzel olayı. Diğerlerinden farklı olduğu için kimseyle arkadaşlık edemiyor, sürekli annesinin ve babasının göz hapsinde. Ancak bir gün, anne ve babası onu kasabada yapılan bir pikniğe götürdüklerinde Piper arkadaş edinmeye çalışırken her şey değişir. Piknikte fark etmeden uçan Piper, tüm kasabanın gözünde korkunç bir yaratık haline gelir. Bunun üzerine çok üzülen Betty ve Joe ne yapacaklarını bilemezler. Piper’ın uçabildiğini sadece tüm kasaba öğrenmez, ülke çapında yayılır. O sırada Letitia Hellion, Piper ve ailesinin evlerini ziyaret eder. Piper’a uçmanın sorun olmadığını, aynı Piper gibi farklı özelliklere sahip olan başka çocukların eğitim gördüğü bir okulun bulunduğunu söyler. Piper burada eğitim görmeyi kabul eder ve Letitia Hellion ile evden ayrılır.

Kitap; arka kapakta da belirtildiği gibi; dostluk, farklı olma, cesaret gibi konuları işliyor. Herkesten farklı olmak çoğu zaman sorun yaratsa da, bu farklılıklarla yaşamayı öğrenmek çok daha önemli. Kitabı ilk kez üniversitede 2010 yılında okumuştum. O zaman da çok beğendiğim bir kitap olmuştu. Aslında kitap bana biraz da George Orwell’ın 1984 kitabını hatırlattı. Toplumun beklediğinden farklı olanların dışlandığı bir ortam vardı sonuçta. Ancak yine de bir Harry Potter gibi, farklı özellikleri olan çocukların eğitim gördüğü bir yatılı okulda geçen olaylar oldukça ilgi çekiciydi.

Kitabı okurken bir film seyrediyormuşum gibiydi. Zaten kitap boyunca bir filmi yapılsa da seyretsek diye düşünüyordum. Sonrasında internette yaptığım küçük bir araştırma sonucunda yazarın bu fikri ilk önce film isenaryosu olarak yazacağını, ancak daha sonra fikir çok hoşuna gidince kitap haline getirdiğini öğrendim. Çok iyi olmuş elbette ama umarım kısa zamanda bir filmi de çıkar. Bu arada kitap sonu açık bir şekilde bitiyordu. Bittikten sonra kitabın devamı olsa ne güzel olurdu diyordum. Tam da bunun ardından yazarın ikinci kitabı 27 Ekim 2015’te çıkartmış olduğunu öğrenince çok sevindim. Bu kitap Piper’ın arkadaşı Conrad Harrington’ın öyküsünü anlatıyormuş. Kitabın ismi “The Boy who Knew Everything”. Umarım kısa zamanda Türkçe çevirisi yapılır da okuyabiliriz. :)

Diğerlerinden farklı olduğunuzu düşünüyorsanız Piper’ın öyküsü tam size göre. 

*** 

Bir hayalinin ve bir planının olmasının kimseye zararı olmaz. Çünkü eğer olmazsa, hiçbir yere gidemezsin. (syf. 64)

Bu hayatta, hiçbir şeyi, hiçbirimiz kolayca ele edemeyiz, çocuğum. Yürüdüğün her yolun bir ödülü vardır. Eninde sonunda bunu öğreneceksin. Gittiğin yönün önemi yok, bazen iyiyle kötü karışmış olacak ve sen sadece, birini diğerleriyle birlikte almayı öğrenmek zorundasın.” (syf. 67)

Bütün bakış açılarını ve diğer insanların duygularını da göz önünde tutarak, bazen zor seçimler yapmamız gerekebilir. Bazen gerçek mutluluğumuz, neyi sevdiğimiz ve neyin insanların yararına olduğu arasında bir denge kurmamızdan gelir. Ve buna da olgunlaşmak denir.” (syf. 82)

Eğer yürüyeceğin yolu seçmezsen, eninde sonunda birisinin senin için seçeceğidir.(syf. 193)

Çaresiz durumlar, her şeyi göze alabileceğiniz stratejiler geliştirmenizi gerektirebilir. (syf. 232)

Her insanın içinde saklı ve bulması zor olan derin, çok derin bir yer vardı. Eğer işler yeterince zor giderse ve hayat iyice zorlaşırsa, bazı insanlar o yere gidip bir daha asla geri dönmezler. Tabii ki, dış görünüşleri tersi bir izlenim bırakır. Her zaman oldukları gibi görünürler. Biraz da olsa eski hallerindeki gibi davranabilirler ama gerçek, asıl gerçek bundan sonra onlara kimsenin dokunamayacağı ve incitemeyeceği o çok derin yerin içinde saklanıyor olduklarıdır. (syf. 254)

Önceden birkaç hata yapmadan bilmeye değecek hiçbir şey öğrenemezsin!” (syf. 259)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder