Daha önce hakkında düşüncelerimi paylaşmış olduğum kitapların Podcast yayını videoları: Bir Gençlik Masalı, Fangirl, Lola ve Komşu Çocuk, Ölümsüz Ece, Matilda, Marslı...

18 Mart 2018 Pazar

Uzun Beyaz Bulut Gelibolu


Uzun Beyaz Bulut Gelibolu– Buket Uzuner
Everest Yayınları, İstanbul, 2017
Sayfa Sayısı: 342

Buket Uzuner'in yazmış olduğu Uzun Beyaz Bulut Gelibolu kitabıyla ilgili düşüncelerime Youtube kanalımdan paylaştığım podcast videosundan ulaşabilirsiniz. Videonun metnini aşağıda bulabilirsiniz.


Üzerine onlarca araştırma yapılmış, belgeseller, filmler çekilmiş, kitaplar yazılmış Çanakkale Savaşı’n farklı bir pencereden bakarak yazılmış bir kitap “Uzun Beyaz Bulut Gelibolu”. Çanakkale Savaşı’nda ölen büyük dedesinin mezarını bulmak ve kafasındaki şüpheleri gidermek için Gelibolu’ya giden Zelandalı Viki’nin öyküsünü okuyoruz kitapta. Çanakkale Savaşları sırasında Gelibolu’ya giden Zelandalı büyük dedesinin ülkesine hiç geri dönmemiş olduğunu öğrenen Viki, gerçekten ölüp ölmediğini öğrenmek için ondan kalan mektuplarla Gelibolu’ya gider. Rehber Mehmet’in de yardımıyla Gelibolu’nun Eceyaylası köyünde oturan Beyaz Hala’nın evine gider. Viki’ye göre, Beyaz Hala, büyük dedesi ile ilgili gerçekleri bilen tek kişidir. Biz de kitabı okurken Viki ve Beyaz Hala’nın arasındaki sırrı öğreniyoruz.

Aslında, kitabın arka kapağında da yer alan şu cümle kitabı okuduktan sonra düşündürdü beni: Tarih düz okunacak bir metin midir? Ve tarih yeniden yazılmalı mıdır? Gerçekten de bize anlatılan tarihin eksik yönleri olabileceğini kabul etmek, üzerine çokça kaynak okumak gerekiyor.

Kitap; Viki’nin büyük dedesi Anzak er Allistair John Taylor ve Osmanlı teğmeni Ali Osman’ın ailelerine yazdığı mektuplar aracılığıyla savaşın olumsuz yönlerini eleştiriyor. Aynı zamanda, Ali Osman’ın yazdığı mektuplardaki dilin kullanımı hoşuma gitti. O dönemde kullanılan dile oldukça yakın bir yazım dili vardı. Kitap, dört yıllık bir araştırmanın sonucunda ortaya çıkmış. Ancak, kitaptaki yöresel dil kullanımının biraz geçiştirilmiş gibi olduğunu düşündüm. 

Kitap, elbette tarihimiz için çok önemli bir yer edinmiş olan Çanakkale Savaşı’nı konu ediniyor. Ancak bu konunun da ötesinde; savaşın kazanan taraf için de, kaybeden taraf için de büyük yıkımlara sebep olduğunu bir kez daha hatırlatıyor okuyucuya. Bunu, kitabı okurken, savaşın devam ettiği günlerde; düşman olan askerlerin birbirleriyle sigara ve konserve değiş tokuş ettiği, düşman askerlerin birbirleriyle dostça konuşabildiğini anlatan kısımlarda görüyoruz. Yani, insani değerlerin daha da ön planda olduğu bir öykü sunuluyor.

Buket Uzuner’den okumuş olduğum ilk kitaptı. Az önce de bahsettiğim gibi, yöresel dil kullanımı beni biraz rahatsız etmiş olsa da genel olarak kitabı sevdiğimi söyleyebilirim. Bunun dışında, kitabın sonuç kısmı biraz havada kalmış gibi hissettirdi bana. Sanki devam edecekmiş de yarım bırakılmış gibiydi. Hatta, kitabın sonlarına doğru, tam olaylar çözümlenecek gibiyken yeni bir olayın başlayacakmış hissini oluşturdu üstümde. Yine de Çanakkale Savaşı ile ilgili okunabilecek güzel bir roman olarak nitelendirebilirim. Kitaptaki bazı karakterlerin gerçekte de yaşamış kişilerden alınmış olması kitaba bağlanmanızı sağlıyor, askerlerin yazmış olduğu mektupları okurken duygulanıyorsunuz.

Tarihimiz için son derece önemli olan Çanakkale Savaşı’na tarihi bilgiler yerine insani değerler üzerinden bakmak isterseniz tarihi kurgu türündeki “Uzun Beyaz Bulut Gelibolu” kitabını öneririm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder