Daha önce hakkında düşüncelerimi paylaşmış olduğum kitapların Podcast yayını videoları: Bir Gençlik Masalı, Fangirl, Lola ve Komşu Çocuk, Ölümsüz Ece, Matilda, Marslı...

15 Nisan 2016 Cuma

İnci



İnci - John Steinbeck
Çevirmen: Tomris Uyar
Sel Yayıncılık, İstanbul, 2014
Sayfa Sayısı: 101
Özgün Adı: The Pearl

Bir ailenin hayatını değiştiren bir inci anlatılıyor “İnci” kitabında. Çok uzun zamandır okumayı beklediğim bir kitaptı bu. John Steinbeck’ten ilk okuduğum kitap Fareler ve İnsanlar’dı. Sanırım çoğumuzun da ilk okuduğu John Steinbeck kitabı bu. Ancak, İnci de en az Fareler ve İnsanlar kadar güzel bir kitap. İnci kitabının bir bölümünü ilkokuldaki Türkçe kitabında verilen bir metinde okumuştum ilk kez. O günden beri sürekli okuyacağım deyip ertelediğim bir kitap oldu. Zamanla John Steinbeck’in yuazdığı tüm kitapları okumayı düşünüyorum. Sanırım tüm kitaplarını okumak istediğim tüm yazarların bir listesini çıkarsam iyi olacak :)

İnci, geçimini denizdeki incileri çıkararak sağlayan Amerikan yerlilerinden olan bir ailenin öyküsünü anlatıyor. Kino ve Juana, bebekleri Coyotito ile birlikte, fakir ama mutlu bir yaşam sürmektedirler. Kino ve Juana da kabilelerindeki diğer insanlar gibi denizden çıkardıkları incileri satarak geçimlerini sürdürmektedirler. Bir gün, bir akrep bebekleri Coyotito’yu soktuğunda, zehirlenip zehirlenmediğine bakması için şehirdeki doktoru çağırmaya karar verirler. Ancak, yeterli paraları yoktur. Bu masrafı karşılayabilmek için, bir inci bulabilmek için denize dalan Kino ve Juana, o güne kadar eşi benzeri görülmemiş bir inci çıkarırlar. Ancak, hayatlarını değiştireceğini düşündükleri bu inci bazı felaketlere yol açacaktır.

Bir ailenin umut kaynağı bir nesnenin çevresinde yaşadıkları ve ne olursa olsun vazgeçmedikleri hayata bağlılıkları oldukça etkileyiciydi. Yine; zenginlerin fakirleri ezdiği bir gerçekliğin ortasında buluyorsunuz kendinizi. Çok sade bir dille anlatılan öykü beni hemen içine çekti. Kino ve Juana’nın kendilerini içinde buldukları maceraya daldım.

Kitap; umut, aile, toplum gibi kavramları da sorgulatıyor bir süre. Toplumun kabul gördüğünden farklı bir yaşam sürdürmekte olan topluluklara bakış açısı güzel bir şekilde yansıtılmıştı. Kitabın arkasında, öykü ile ilgili çok güzel bir özet cümle yer alıyor:

Steinbeck, Kino’nun derinliklerden söküp çıkardığı İnci ile içinde yaşadığımız dünyaya ve insanın dramına ışık tutuyor. (arka kapak)

***

Bir şeyi çok istemek iyi değildir. Bazen şans ters dönebilir yoksa. Ayarında istemeyi bilmeli kişi, Tanrı ile ya da tanrılarla iyi geçinmenin yolunu bulmalı. (syf. 28-29)

Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu. (syf. 35)

Tasarlamak gerçek bir şeydir; açığa vurulmuş düşler, denenmiş demektir. Bir hayal bir kere düşünülmeye görsün, öbür gerçeklerin arasındaki yerini alır ve bir daha asla yıkılmaz ama kolaylıkla saldırıya uğrayabilir. (syf. 39)

Dünyada her kişi yetisini sonuna kadar zorlar, hiç kimse elinden geldiğinden azıyla yetinmez, düşüncesi ne olursa olsun. (syf. 52)

Yabancılardan da, yabancı yerlerden de korkardı. Başkent denilen o yabancılık canavarından ödü kopardı. O canavar, suyun ötesinde, dağların arasında, bin altı yüz kilometre ötedeydi ve her yabancı, her korkunç kilometre, kişinin içine korku salıyordu. Ama Kino eski dünyasını yitirmişti bir kere, bir yenisine tırmanması gerekiyordu. Çünkü geleceğe ilişkin düşü gerçekti, asla yok edilemezdi, hem sonra “Gideceğim” demişti bir kere, bu da gerçekti. Gitmeye kesin karar vermek ve bu kararı açığa vurmak yarı yolu aşmak demekti. (syf. 64)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder