Daha önce hakkında düşüncelerimi paylaşmış olduğum kitapların Podcast yayını videoları: Bir Gençlik Masalı, Fangirl, Lola ve Komşu Çocuk, Ölümsüz Ece, Matilda, Marslı...

21 Kasım 2012 Çarşamba

Hala Küçük Bir Çocuk Olsam...


Hala Küçük Bir Çocuk Olsam…




Bugün tekrar baktım etrafıma da, anladım, hayatın bir şekilde akıp gittiğini. Herkesin bir derdi olmasına rağmen gülmeye çalıştığını fark ettim. Sokağa çıktığımda havayı kokladım. Tüm o şehir karmaşasına rağmen rahatlatıcı olan hava, bana hayatın tüm zorluklarına rağmen yaşamaya değer olduğunu gösterdi. İnsanların kordonda işlerini yetiştirmek için telaşla koşuşturmaları, bebek arabalarının içindeki bebekleriyle yarış yapan iki kadının ve bebeklerinin neşesi... Tüm bunlara bir de güzel hava eklenince ve denizin yakınında da olunca insanın içinde yaşamaya dair olumlu düşünceler oluşuveriyor.
Yaşamaya dair olumlu düşünceleri yakalamışken, bir kez de arkama baktım. Neler yaptıysam bu zamana kadar, düşüneyim diye… Ama yine o eski günlerimi hatırlayıp durdum sadece. O her zaman özlediğim, hayata dair çoğu şeyi bilmediğim masum çocukluk günlerimi… En eski evimizi… O evde ocaktaki sütü yakışımı, çarşıya gidip saatlerce kitapçılarda, gazetecilerde dolaşmamı, gazetenin verdiği okuma kitabını almış mı diye dışarıdaki soğuğa bakmadan babamın işyerine gizlice gitmemi, arkadaşlarımla annemin oynamamız için yaptığı karpuzdan fenerlerle geceleri sokaklarda dolaşmamızı, sokakta gördüğüm her kediyi eve getirip anneme ona bakmama izin vermesi için yalvarmamı…
Tüm bunları düşünürken gözümden bir yaş damlasının yavaşça yanağımdan aşağı doğru inmeye başladığını fark ettim. Zaman ne de çabuk geçmiş, bu yaşa gelmişim… Çocukluğumun bu masum günlerini çoktan geride bırakmıştım ama hala içimde bu günlere geri dönmek isteğim olduğunu hissettim. 
Bu arada hala yürüyor, otogara doğru ilerliyordum. Yarım saat sonra otogara gelmiştim. Biletimi alıp otobüse bindim. Otobüste giderken; yabancı bir şehirde olduğumu düşündüm. Hava karardıktan sonra başımı pencereye yaslayıp dışarıya baktım. Karanlıkta ilerlerken hızla yanından geçtiğimiz binaların ışıkları karanlığı küçük küçük parçalarla delip geçiyordu. Binalara bakarken kendimi getirdim aklıma. Binaların ışıkları gibi parçalara ayrılan yaşamım; benim de artık büyüdüğüme, o zamanki gibi küçük, masum bir çocuk olmadığıma inandırdı beni.
Kafamı çevirdim. Artık otobüsün içine bakıyordum. Çantamdan müzik çalarımı çıkardım ve açtım. Kulaklıklarımı kulağıma taktım ve çalan müziği dinleyerek giderken, tıpkı benden uzaklaşan çocukluk anılarım gibi bu şehirden hızla uzaklaştım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder